Hukukçu, eski Yargıtay Savcısı Ömer Eminağaoğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:
"TBMM'ye bildirilen 3 Ocak 2024 tarihli Yargıtay kararı… Oysa hakkındaki hükmün kesinleştiği yönündeki kararın okunması gerekiyor. Buna göre anayasanın 84/2 ye göre yargılamayı yapan mahkeme kararı TBMM'ye bildirilmeli. Bu nedenle düşen milletvekilliği yok.
Kaldı ki yerel mahkeme kararı da AYM kararı nedeniyle kesinleşmemiş durumda. Yargıtay cezayı onadı ancak AYM yargılamanın durması ve tahliye kararı verdi. Kesinleşmiş bir karar yokken bu değerlendirme yapılamaz. Düşen milletvekilliği bu anlamda yok.
Sadece kesinleşen yargılamayı yapan mahkeme kararı TBMM'ye bildirilebilir. Kesinleşmeyen mahkeme kararı TBMM'ye bildirilemez. Bildirilse bile hukuken sonuç doğurmaz. Düşen milletvekilliği bu açıdan da yok.
Bekir Bozdağ'ın iki dudağı arasından, bu koşullarda "milletvekilliği düşmüştür" sözü çıkmakla, milletvekilliği düşmez.
TBMM Genel Kurulu’na kurum dışından yazılar yürütme organı olan Cumhurbaşkanı’nın tezkeresi yoluyla gelebilir. Hiçbir kurum doğrudan TBMM Genel Kuruluna yazı yazamaz. Yazarsa bu silsile için TBMM'nin yazıyı geri çevirmesi gerekiyor. Yargılamayı yapan merciin yani İstanbul 13 ACM'nin "varsa bir kesinleşmiş kararı", o yer Cumhuriyet Başsavcılığı yoluyla Adalet Bakanlığına, Adalet Bakanlığınca da Cumhurbaşkanlığına gönderilmesi gerekiyor. Kesinleşen kararın da Cumhurbaşkanlığı tezkeresi yoluyla TBMM Genel Kurulu'na sunulması gerekiyor.
Olayda yerel mahkeme çıkışlı bile bu silsileyle hiçbir yazı gönderilmemiş. Kesinleşen yerel mahkeme kararı gönderilmemiş. Zaten kesinleşen bir karar yok ki... Kesinleşen bir karar olmayınca Yargıtay 3 CD, doğrudan TBMM'ye yazı yazarak, sadece "kendi kararını" iletmiş.
Yargıtay 3. CD doğrudan TBMM'ye yazı da yazamaz. Yargıtay 3 CD Yargıtay dışına adli yazışmalarını sadece Yargıtay CB aracılığı ile, idari yazışmalarını da sadece Yargıtay Başkanlığı aracılığı ile yapabilir.
Yargıtay tarihinde ilk kez bir Yargıtay CD, doğrudan TBMM'ye yazı yazıyor. Bu AYM'ye de yapıldığı gibi, TBMM'ye saygısızlık, TBMM'nin manevi şahsiyetine saldırıdır. TBMM Başkanlığı bu duruma seyirci kalmıştır. Yargıtay, kendini TBMM üstünde görmüş, anayasayı ihlal etmiştir.
TBMM tutanağına göre, TBMM Genel Kurulunda okunan yazı içeriğinde, engellilik yaratan AY md 76'daki suçun niteliği ve/veya cezanın miktarı ise, bu bilgi de yer almıyor. Yani seçilme yeterliliğini ortadan kaldıran suçun niteliği ve/veya ceza miktarı da TBMM bilgisine sunulmuş değil. TBMM Genel Kurulu, AY md 76'da yer alan bir suç ve/veya ceza halinin varlığı konusunda bilgi sahibi de değil!"
Eminağaoğlu, bütün bu usul hatalarının çözümü konusunda da şu öneride bulundu:
"TBMM tutanakları alınıp TBMM Genel Kurulunda okunacak. Kesinleşmeyen veya yanlış kararın okunduğu ve düşme olmadığı görülecek.
AYM'ye başvuru yapılacak Bu düreçte Can Atalay'ın milletvekilliği hukuken düşmediği halde, AKP yönetimi/TBMM yönetimi fiili uygulama ile düşmüş gibi hareket ediyor. Can Atalay hakkında düşme hali konusunda uygulanan madde Anayasanın 84/2 nci maddesi. Bu maddeye düşme konusunda Genel Kurul tatafından bir karar alınmıyor, düşme konusundaki karardan sadece TBMM bilgilendiriliyor. Anayasa 85 nci maddede de, düşme "kararları" konusunda AYM'ye başvuru yapılacağı düzenleniyor ancak bu maddede de AY md 84/2 sayılmıyor. AYM ise uygulamada, AY md 84/2 uyarınca Genel Kurul tarafından bir karar verlmediği için iptal işlemi olamaz. Ancak milletvekilliği düşmediği halde düşmüş şekilde işlem yapılması karşısında, milletvekilliğinin "devam ettiğinin tespitine" karar veriyor."
AYM, olağan koşullarda milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin durumlarda herhangi bir ihlal kararı vermedi. Ancak bu kez kendi kararına uyulmaması nedeniyle kararın kesinleşmediği iddiası söz konusu. Bu durumda AYM’nin yeni bir hak ihlali kararı verebileceği belirtiliyor. Ancak TBMM’nin tarihte ilk kez yaşanacak bu durum karşısında nasıl hareket edeceği de belirsiz. Olası bir AYM kararına uyacak mı yoksa Yargıtay’ın önceki görüşünü mü esas alacak, bilinmiyor.
Kulislerde konuşulan bir diğer seçenek, olası AYM kararından sonra Atalay’a vekilliğinin yeniden kazandırılması ancak sonradan dokunulmazlığının kaldırılarak hakkındaki yargılamanın yeniden yapılmasına olanak sağlanması. Bu durumda da ceza alacağı için vekilliğinin düşürülmesi. akp ve mhp’nin bu formülü tartışabileceği de iddialar arasında.
6 Parti Liderinin Toplanmasına Bahçeli Yorumu: 'Masa dikdörtgen olsa 4 bacağı olurdu'
Ekrem İmamoğlu: 'Bu şehrin tüm insanları için acelemiz var '
Putin Yanından Geçerken Hulusi Akar Şekilden Şekile Giriyor
Bir vatandaşın Marketleri Zarar Ettireceğim Diyerek Yaptığı Hareket Alay Konusu Oldu.
Karamollaoğlu: 'Dünyanın hiç bir yerinde Böyle Pişkin Bir İktidar yok''
Türkiye'nin kanser alanında uzman, tek eğitim ve araştırma hastanesini de rant uğruna kapatıyorlar.
O trolün, geçtiğimiz hafta yapılan Kılıçdaroğlu ile Özel görüşmesine ait fotoğraf hakkında 'fotoğrafı çeken Hdp'liler mi acaba?' diye sorduğu ortaya çıktı.
1 Mayıs'ta müjde vereceklerini ileri sürmüşlerdi o da yalan çıktı
O da Yalan Çıktı. Meğer Milli Değilmiş; Yerli olduğu iddia edilen yazışma programı da yabancı çıktı
Flash tv.de artık yandaş. C. Ataklı kanaldan ayrılmadan önce yaşanan son gelişmeleri ve bundan sonra olacakları anlattı.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adaylık Olasılığı Hakkında Canlı yayında Çok Sert Tartışma.
Akp'nin içişleri bakanının Haluk Levent'i tehdit ettiğini anlatarak önemli bilgiler verdi
Erdoğan'ın sarayında kaç kişinin çalıştığı ortaya çıktı
Esenler gibi akepe'nin oy deposu bir yerde Ekrem İmamoğlu izdihamı: ' Adamın kralısın kralı '